MERKEZ STRATEJİ ENSTİTÜSÜ
Güvenlik ve Savunma Çalışmaları

Güncel

Kaynak : MSE

Afrin ve İdlib Gelişmeleri Rusya Türkiye İlişkilerini Test Ediyor  (13 Ocak 2018)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrin’e ve Münbiç’e yönelik askeri harekât açıklamalarına Rusya, İran ve ABD’den nasıl bir açıklama geleceği önemli. Özellikle Afrin’e yönelik bir harekâtta Rusya’nın nasıl bir tutum takınacağı Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceği açısından dikkate değer bir konu. 

Haberin Devamı

Son dönemlerde Rusya ve Türkiye arasında Suriye konusunda PYD/YPG ve İdlib konusunda farklılıklar daha görünür hale geliyor. Rusya, Soçi’de Ocak 2018’in sonunda toplanacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresine (SUDK), PYD/YPG’nin katılması konusunda ısrarından vazgeçmiş değil. PYD/YPG’nin resmen olmasa bile gayri resmi olarak, ancak fizikken Rusya’nın davetine icabet edip Soçi’ye katılma olasılığı kuvvetli. Bu durumun Ankara’da rahatsızlık yarattığı ve iki taraf arasında güveni zedelediği tahmin ediliyor.

Suriye’de Lazkiye ve Tartus’taki Rus üslerine yapılan İHA saldırılarının Rusya’da hem şaşkınlık hem de rahatsızlık yarattığı görülüyor. Saldırıların Türkiye’nin garantör olduğu İdlib bölgesinden ve ÖSO bağlantılı “ılımlı” muhalifler tarafından yapıldığı yönündeki bulgular Rusya açısından rahatsız edici. Nitekim Rusya İHA’ların kaynağı olarak Türkiye’yi işaret etmemekle birlikte Türk Gnkur. Bşk. ve MİT Müsteşarına gönderildiği iddia edilen mektuplar bu rahatsızlığın ciddiyetini ve boyutunu gösteriyor.

 İdlib’te İHA saldırısı öncesi Rejimin başlattığı operasyonlar da Türkiye açısından rahatsız ediciydi. Kendi garantörlüğünde olan İdlib’de muhaliflere karşı büyük çaplı operasyonlar yapılması Türkiye’nin destek verdiği ve temasta olduğu gruplar nezdinde prestij ve etki kaybı anlamına geliyordu, ancak Rusya’ya karşı güven duygusu da zarar görüyordu.

İdlib’de son bir haftada Rejim, Hizbullah’ın kara ve Rusya’nın ateş desteği ile önemli kazanımlar elde etti, Hama ile Halep’in birleşmesine 20 km.den az bir mesafe kaldı. Hama ve Halep birleştiğinde hattın doğusunda kalan binlerce “ılımlı” muhalif militan çembere alınmış olacak. Hattın batısında kalanlar ise Rejimin daha şiddetli operasyonları ile Türkiye sınırına doğru çekilmek zorunda kalacaklar. Burada Türkiye açısından önemli riskler ortaya çıkıyor. Türkiye’ye yeni bir mülteci ve militan akını akla ilk gelen risk. İkincisi ve daha önemlisi Rejimin İdlib’i ele geçirip Afrin’e yaklaşmasıyla Türkiye’nin İdlib’deki kuvvetlerinin arada sıkışmasıdır.

Diğer taraftan, bir süredir Afrin’i çevreleyen bölgelerde TSK ve TSK’nin desteklediği ÖSO unsurları ile YPG arasında ateş muharebesi yaşanıyor. TSK birliklerinin Ekim 2017’den itibaren İdlib çatışmasızlık bölgesinin Afrin’e bitişik kuzey hatlarına kontrol noktaları tesis etmek maksadıyla girmesiyle YPG unsurlarıyla temas ihtimali arttı ve küçük çaplı mevzi çatışmalar yoğunlaştı. Afrin, yaklaşık iki yıldır Rusların gayri resmi garantörlüğü ve korumasındadır. Türkiye’nin Afrin’e yönelik harekâtının bu yönüyle düşünülmesi gerekiyor.

Bu tablo, Ocak 2018’in kalan günlerinde Afrin ve İdlib’deki gelişmelerin Rusya-Türkiye ilişkileri açısından ciddi bir test olduğunu gösteriyor. Testi zorlaştıran birçok faktörün yanında, her çeşit provokasyon olasılığını da göz ardı etmemeli. 

 Haberler Listesine Dön                                    Ana Sayfa